|
HES
YERİNE RÜZGAR ENERJİSİ
Karadeniz'de hidroelektrik santrallerinin yerine Rüzgar
enerjisinden faydalanılarak santral kurulması gerektiği iddia ediliyor.
09
Eylül 2007 Pazar 14:19
 
ERSEN KÜÇÜK
Karadeniz Çevre Derneği Başkanı Yaşar Yeğen, Doğu Karadeniz
Bölgesi'nin yüksek dağlık bölgelerinin rüzgar enerjisi bakımından
oldukça müsait durumda olduğunu söyledi.
Yeğen, rüzgar enerjisinin daha çok elektrik enerjisi üretiminde
kullanıldığını ve Avrupa'da 5 milyon insanın temel gereksinimlerini
karşılayacak düzeyde elektriğin bu yöntemle üretildiğini belirtti. Bu
yönden bakıldığında rüzgar enerjisinin Avrupa'da ciddi bir sektör olmaya
başladığını ifade eden Yeğen "Rüzgar enerjisinin Avrupa'da toplam
enerjideki payı yüzde 2'dir. Danimarka'da sektörde 8 bin 500 kişi
çalışmaktadır. Dünyada bu rakam 70 bin kişidir" dedi. Rüzgar enerjisinin
birçok açıdan ciddi bir alternatif enerji kaynağı olduğunun altını çizen
Yaşar Yeğen, sözlerine şöyle devam etti: "Sulama tesisleri, uzak dağ
evleri, telekomünikasyon santralleri ve şehir şebekesi alanlarında
rahatlıkla kullanılabilmektedir. Sistemin yapım sırasında kullanılan
enerjiyi amorti etmesi 3 ay gibi kısa bir süredir. Maliyetini amorti
etmesi ise 5-7 yıl sürebilmektedir. Buna rağmen önemli bir dezavantajı
rüzgar türbinlerinin fazla gürültülü çalışmasıdır. Bu nedenle yerleşim
yerleri yakınlarında pek kullanılmamaktadır."
Rüzgar türbinlerinin yerleştirildiği alanların hava akımları açısından
iyi seçilmesi gerektiğine dikkat çeken Yaşar Yeğen, "Bunun için uzun
meteorolojik gözlemlerden sonra aday bölgelerin rüzgar atlasları
oluşturulur. Ülkemizde de bu alanda çalışmalar yapılmıştır. Fakat
kullanımın bir kısmı pilot çalışmalardır. Üretilen enerjinin miktarı
100W ile birkaç MW arasında değişmektedir. 2002 yılında dünya rüzgar
enerjisi üretimi yaklaşık 31 bin MW'dır. Almanya 13 bin MW'lık üretimle
Avrupa kapasitesinin yaklaşık yüzde 40'ına sahiptir" diye konuştu.
Yeğen, Türkiye'de yenilenebilir enerji kaynakları politikalarının
genelinde belirsizlikler yaşandığını ifade ederek şu önerilerde bulundu:
"Bu yaklaşım belirli ve takip edilen bir rüzgar enerjisi politikasının
da olmaması sonucunu doğurmaktadır. Halbuki enerjide uzun vadeli bir
planlama yapılması zorunludur. Değişik enerji kaynaklarının birim
yatırım maliyetleri karşılaştırılırken, çevresel ve toplumsal etkileri
de dikkate alınmalıdır. Bunun için, üretim maliyetlerinde son birim
maliyeti yerine alternatif maliyetlerin göz önüne alınması daha doğru
olacaktır. Rüzgar enerjisi santralleri kurulmasının ilk aşaması olan
uzun dönemli rüzgar değerleri ölçümü, tüm projeyi etkilemesi açısından
çok büyük bir öneme sahiptir. Standartlara uygun ölçüm cihazları ile
uygun şartlarda veri toplama ve değerlendirme işlemlerinin yapılması
kapasite tahminlerindeki hatayı en aza indirecektir. Özellikle rüzgar
potansiyelimizin yoğun olduğu Doğu Karadeniz Bölgesi'nde
üniversitelerimizin bu alanda araştırma geliştirme çalışmaları
desteklenmelidir. Büyük çoğunluğu ithal edilen türbinlerin öncelikle
belli donanımlarının ulusal imkanla yapılması için bu gereklidir.
Sektörle ilgili yurt dışındaki politikalar, teknolojik gelişmeler ve
uygulamalar yakından izlenmeli, ülkemiz açısından olumlu olabileceklerin
ulusal rüzgar enerjisi politikamıza katkısı sağlanmalıdır."
|